Çocuğum Ders Çalışmak İstemiyor: Tembellik mi, Kaygı mı?
"Çocuğumun hiçbir şeye ilgisi yok."
"Ne söylesek ders çalışmıyor."
"Telefonu bırakıp dersin başına oturmuyor."
"Eskiden çalışıyordu, şimdi hiçbir şey yapmak istemiyor."
Bu cümleler ebeveynlerin çocuklarının akademik hayatıyla ilgili yaşadığı kaygıyı oldukça iyi özetler.
Fakat ders çalışmamak her zaman tembellik değildir.
Bazen davranışın altında başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, dikkat güçlüğü, motivasyon kaybı, akademik hedeflerin belirsizliği veya yoğun sınav kaygısı bulunabilir.
"Tembel" demeden önce neye bakmalı?
Bir öğrencinin çalışmamasının nedenini anlamak için davranışın kendisinden çok davranışın arkasındaki sürece bakmak gerekir.
Örneğin:
"Çalışmak istemiyorum."
cümlesinin altında:
"Çalışırsam başarısız olduğumu göreceğim."
düşüncesi olabilir.
Ya da:
"Nereden başlayacağımı bilmiyorum."
olabilir.
Bazen de öğrenci gerçekten dikkatini sürdürmekte zorlanıyor olabilir.
Bu nedenle aynı davranışın altında tamamen farklı nedenler bulunabilir.
Erteleme neden olur?
Erteleme çoğu zaman "istememek" ile eş anlamlı değildir.
Görev çok büyük, zor veya belirsiz olduğunda kişi işe başlamaktan kaçınabilir.
Özellikle mükemmeliyetçi öğrencilerde:
"Mükemmel yapamayacaksam hiç başlamayayım."
düşüncesi ertelemeyi besleyebilir.
Böylece döngü oluşur:
Zor görev → kaygı → erteleme → kısa süreli rahatlama → suçluluk → daha fazla kaygı
Öğrenci bu döngüyü kırmakta zorlanabilir.
Ebeveynin sürekli "Ders çalış!" demesi işe yarar mı?
Kısa vadede masaya oturtabilir.
Ama uzun vadede öğrencinin ders çalışmayı tamamen dışarıdan gelen bir baskıyla ilişkilendirmesine neden olabilir.
Bunun yerine:
"Bugün kaç saat çalışacaksın?"
sorusundan önce:
"Bugün hangi küçük hedefi tamamlayabilirsin?"
sorusunu sormak daha işlevsel olabilir.
Örneğin:
"Matematik çalış."
yerine:
"20 dakika boyunca sadece şu konudaki 10 soruya bakalım."
daha somut bir başlangıç sağlar.
Telefon gerçekten bütün sorunların nedeni mi?
Hayır.
Telefon kullanımını tek başına bütün akademik sorunların açıklaması olarak görmek doğru değildir.
Ancak özellikle sosyal medya ve dijital içeriklerin yoğun kullanımı, uyku ve fiziksel aktivite gibi alanlarla etkileşime girebilir. WHO, gençlerin dijital davranışları ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin çift yönlü olduğunu vurguluyor.
APA da sosyal medya kullanımının ergenlerin uykusunu ve fiziksel aktivitesini bozmayacak şekilde sınırlandırılmasını öneriyor.
Yani mesele yalnızca:
"Telefonu elinden al."
değildir.
Asıl soru:
"Telefon kullanımı çocuğun yaşamındaki hangi alanları etkiliyor?"
olmalıdır.
Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli?
Ders çalışmama:
- uzun süredir devam ediyorsa,
- okul başarısında belirgin düşüş varsa,
- yoğun kaygı eşlik ediyorsa,
- çocuk sürekli kendisini başarısız görüyorsa,
- dikkat sorunları belirginse,
- uyku düzeni ciddi şekilde bozulduysa,
- sosyal yaşamı da etkilenmeye başladıysa,
sorunun yalnızca "ders çalışma disiplini" olarak değerlendirilmemesi gerekir.
Sonuç
Bazen öğrencinin ihtiyacı daha fazla baskı değil, neden çalışamadığını anlamak ve çalışmayı mümkün hale getirecek sistemi kurmaktır.
İlgili hizmetler: Ergen Terapisi · Akademik Koçluk · Sınav Kaygısı